Haydarpaşa Gar Asla Yalnız Kalmayacak-125.perşembe

Sezai Sarıoğlu- Severmişim MeğerŞenol Morgül - İzmir'in KavaklarıSevermişim Meğer / Nazım Hikmet Ran / 19 Nisan 1962yıl 62 Mart 28Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayımakşam oluyordumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğerakşamın inişini yorgun kuşun inişine benzetmeyi sevmedim toprağı severmişim meğertoprağı sevdim diyebilir mi onu bir kez olsun sürmeyenben sürmedimPlatonik biricik sevdam da buymuş meğermeğer ırmağı severmişimister böyle kımıldanmadan aksın kıvrıla kıvrıla tepelerin eteğindedoruklarına şatolar kondurulmuş Avrupa tepelerininister uzasın göz alabildiğine dümdüzbilirim aynı ırmakta yıkanılmaz bir kere bilebilirim ırmak yeni ışıklar getirecek sen göremeyeceksinbilirim ömrümüz beygirinkinden azıcık uzun karganınkinden alabildiğine kısabilirim benden önce duyulmuş bu kederbenden sonra da duyulacakbenden önce söylenmiş bunların hepsi bin kerebenden sonra da söylenecekgökyüzünü severmişim meğerkapalı olsun açık olsunBorodino savaş alanında Andırey?in sırtüstü seyrettiği gök kubbehapiste Türkçeye çevirdim iki cildini Savaşla Barış?ınkulağıma sesler geliyorgök kubbeden değil meydan yerindengardiyanlar birini dövüyor yineağaçları severmişim meğerçırılçıplak kayınlar Moskova dolaylarında Peredelkino?da kışınçıkarlar karşıma alçakgönüllü kibarkayınlar Rus sayılıyor kavakları Türk saydığımız gibiİzmir?in kavaklarıdökülür yapraklarıbize de Çakıcı derleryar fidan boylumyakarız konaklarıIlgaz ormanlarında yıl 920 bir keten mendil astım bir çam dalınaucu işlemeliyolları severmişim meğerasfaltını daVera direksiyonda Moskova?dan Kırım?a gidiyoruz Koktebel?easıl adı Göktepe ilibir kapalı kutuda ikimizdünya akıyor iki yandan dışarda dilsiz uzakhiç kimseyle hiçbir zaman böyle yakın olmadımeşkiyalar çıktı karşıma Bolu?dan inerken Gerede?ye kırmızı yolda ve yaşım on sekizyaylıda canımdan gayri alacakları eşyam da yokve on sekizimde en değersiz eşyamız canımızdırbunu bir kere daha yazdımdıçamurlu karanlık sokakta bata çıka Karagöz?e gidiyorum Ramazan gecesiönde körüklü kaat fenerbelki böyle bir şey olmadı?.çiçekler geldi aklıma her nedensegelincikler kaktüsler fulyalarİstanbul?da Kadıköy?de Fulya tarlasında öptüm Marika?yıağzı acıbadem kokuyoryaşım on yedikolan vurdu yüreğim salıncak buluklara girdi çıktıçiçekleri severmişim meğerüç kırmızı karanfil yolladı bana hapishaneye yoldaşlar 1948yıldızları hatırladım?severmişim meğergözümün önüne kar yağışı geliyorağır ağır dilsiz kuşbaşısı da buram buram tipisi demeğer kar yağışını severmişimgüneşi severmişim meğerşimdi şu vişne reçeline bulanmış batarken bilegüneş İstanbul?da da kimi kere renkli kartpostallardaki gibi batarama onun resmini sen öyle yapmayacaksınmeğer denizi severmişimhem de nasılama Ayvazofki?nin denizleri bir yanabulutları severmişim meğerister altlarında olayım ister üstlerindeister devlere benzesinler ister ak tüylü hayvanlaraayışığı geliyor aklıma en aygın baygın en yalancısı en küçük burjuvasısevermişimyağmuru severmişim meğerağ gibi de inse üstüme ve damlayıp dağılsa da camlarımda yüreğimbeni olduğum yerde bırakır ağlara dolanık ya da bir damlanıniçinde ve çıkar yolculuğa hartada çizilmemiş bir memlekete gideryağmuru severmişim meğerama neden birdenbire keşfettim bu sevdaları Prag-Berlin trenindeyanında pencereninaltıncı cıgaramı yaktığımdan mıbir eski ölümdür benim içinMoskova?da kalan birilerini düşündüğümden mi geberesiyesaçları saman sarısı kirpikleri mavizifiri karanlıkta gidiyor trenzifiri karanlığı severmişim meğerkıvılcımlar uçuşuyor lokomotiftenkıvılcımları severmişim meğermeğer ne çok şeyi severmişim de altmışında farkına vardım bununPrag-Berlin treninde yanında pencerenin yeryüzünü dönülmez biryolculuğa çıkmışım gibi seyrederek